Makaleler | İlkokula Başlama Yaşı

İlkokula Başlama Yaşı

Ülkemizde 1982-1983 öğretim yılında başlatılan bir uygulamayla, 6 yaş çocukları ilkokullara kabul edilmiş ve bunda özellikle “kırsal kesimdeki çocukların sokaktan kurtarılması” gerekçe olarak gösterilmiştir. Okula başlama yaşının düşürülmesine koşut olarak, okul olgunluğuna sahip olan çocuk oranının da düştüğü görülmüştür. Çocuğun bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal anlamda okula hazırlıklı olması demek olan okul olgunluğu olgusu, gerçekte görece, bireyden bireye değişebilen bir kavramdır. Başka bir deyişle, 5 yaşında okul olgunluğuna sahip bir çocuk olabildiği gibi, bu olgunluğa 8 yaşında da ulaşabilen çocuklara rastlanır. Kuşkusuz özellikle çocuğun hızlı gelişim içinde bulunduğu ilk çocukluk döneminde 1 yıllık bir süre olgunlaşma açısından büyük bir önem taşıdığından, 6 yaş uygulaması ülkemizde genelde başarıya ulaşamamış ve uygulamaya kısa bir süre önce son verilmiştir.

Eğitim sistemi Türkiye’ye benzeyen Fransa’da CNRS’de ve Paris Ekonomi okulunda görevli araştırmacı-öğretim üyesi Julien Grenet tarafından yapılan bir çalışmada aynı yıl içinde ocak ve aralık ayı doğumlu çocukların okul başarılarının hatta çalışma hayatlarındaki performanslarına bakıldığında çok önemli bulgulara ulaşılmıştır.

Julien Grenet’in araştırma sonuçları şu şekildedir.

  • Okulun ilk yılında 30 kişilik bir sınıfta okuyan Ocak ve Aralık doğumlu iki çocuk arasında başarı sıralamasında en az 7 sıra fark oluyor .
  • Fark her geçen yıl kapansa da o kadar kolay olmuyor. İstatistik sonuçlara göre çocuklar 6.sınıfa geldiklerinde aralık doğumlu Ocak doğumludan hala 3-4 sıra geriden geliyor. 8.sınıfta ise fark ancak 2.sıraya düşebiliyor.
  • Fransa’da yapılan istatistiklere göre ilköğretim hayatları boyunca Ocak doğumluların %17 si sınıfta kalırken bu oran Aralık doğumlularda %34’ü bulmaktadır.
  • Eğitim hayatının ilk yıllarında başlayan bu farklılık çocukların üniversite ve iş hayatlarına kadar oldukça etkilemektedir. Küçük yaşta ilkokula başlayan çocukların üniversitelere girme şansları 1,5 puan daha az, kamu personel seçme sınavındaki başarıları 1 puan daha düşük, işsiz kalma riskler ise 5 puan daha yüksek çıkmıştır.

Fransa’da yapılan çalışmanın istatistik sonuçları yukarıdaki bilgileri ortaya koymasının dışında bu çocukların sosyal gelişimleri açısından olumsuz etkileri de vardır. İlkokul dönemlerinde yoğun başarısızlık duygusu yaşayan çocuğun bunu sonrasında üstesinden gelip ilerlemesi çok zaman almaktadır. Kimi çocukların bu duygusal sorunu çözemeyip içine kapanık, öz güveni gelişmemiş çocuklar olabilmektedirler. Ülkemizde bu konu ile ilgili derinlemesine bir araştırma olmamasına karşın Milli Eğitim Bakanlığının gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre 1983-1984 yılında okula başlayan çocukların başarı ortalaması %55’ken, 6 yaşını bitirmiş çocukların başarı ortalaması %84 dolayında bulunmuştur. Bu amaçla da 60 ayını dolduran tüm çocukları “hazırlık sınıfına alarak” okulöncesi eğitim yaygınlaştırılmaya başlanmıştır.

 

KAYNAKLAR;

 

Yavuzer, H.  (1999). Ana-baba ve çocuk, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Hürriyet Gazetesi Pazar eki, 30.01.2011