Makaleler | Eyvah! Çocuğum Okula Başladı Ne Yapmalıyım?!

Eyvah! Çocuğum Okula Başladı Ne Yapmalıyım?!

Yeni bir eğitim yılı başlıyor ve biz velileri bir telaş aldı. Bu aşamada yapılması gerekenler sakin ve anlayışlı olmak ve uzman tavsiyelerine kulak vermek.

Uzman Klinik Psikolog Serap Altekin’in bu konuyla ilgili güzel bir makalesini veliler için paylaşıyorum.

Okul Fobisi Nedir?

Yaşamın farklı gelişim evreleri ve her evrenin beraberinde getirdiği bir olgunluk, değişim ve gelişim ve bunlara paralel olarak da kendine has çatışmalar, zorlanmalar ve problemler var.

Büyümek, gelişmek, öğrenmek ve yeni şeyler deneyimlemek bir yanıyla  gayet zevkli, keyifli ve heyecan vericidir ; diğer yanıyla da yeni ve bilinmez olan herşey gibi kaygı ve korku uyandırır. Mezun olmak, işe başlamak, işten çıkarılmak, terfi etmek, tayin olmak, evlenmek, boşanmak, çocuk sahibi olmak gibi olumlu ya da olumsuz, keyifli ya da tatsız her yeni şey, her değişim, her başlangıç veya her son belirli kaygılara ve korkulara gebedir.

Okulda ilk gün !

“Okula gitmek istemiyoruuuuummmmmmm !”

Çocuklar için de okula başlamak, yeni ve bilinmez olan herşey gibi heyecan, kaygı ve korku tetikleyici olabilir. Her ne kadar çalışan anne babaların sayısı arttıkça, çocuklar yuva, anaokulu, oyun ve etüd merkezleri gibi ev dışındaki faaliyet ve eğitim alanlarıyla daha erken yaşlarda tanışmaya başladıysa da okuldaki ilk günlerin heyecan ve kaygı uyandırması normal ve beklenen bir durumdur. Küçük yaştaki çocuklar (2-7 yaşları arası) ilk kez okula adım atacakları zaman, anne babalarından ve evlerinden bir süreliğine ayrılmanın endişesini duyabilir, bunu istemeyebilir ve buna direnebilirler. Bu olağan zorlanma çoğunlukla birkaç gün içinde azalarak ortadan kalkar ve adaptasyon gerçekleşir.

Ancak bu heyecan, kaygı ve korkular daha yoğun ve daha uzun süreli yaşanmaya başlandığında okul korkusu halini alır ve bu da okulu şiddetle reddetme, okula gitmek istememe, okuldan kaçınma, okulda kalamama ve uzun süre uyum sağlayamama şeklinde kendini gösterir.

Okul Fobisi Yaşayan bir Çocuğu Nasıl anlarız? Olası Nedenleri Nelerdir?

Çocukların davranışları bize daima bir şifre verir, ve durumu isabetli değerlendirebilmemiz için bizim onları deşifre etmemiz gerekir; çünkü çocuklarda oluşan davranış değişimleri; korku, kaygı, kızgınlık veya üzüntü gibi bazı yoğun duyguların bir ifadesidir, bazen bir imdat çığlığı ya da ikaz alarmı niteliğindedir.  Bu açıdan bakıldığında, okula başlamaya dair heyecanı ve korkuları daha  yoğun yaşayan çocuklarda pazar geceleri ya da pazartesi sabahları ani karın ağrıları, mide bulantıları veya baş ağrıları görülebilir; okula gitmeleri gereken günlerde ve okul saati yaklaştıkça artan bu bedensel şikayetler okuldan kaçınma ihtiyacının ve yaşadıkları korkuların bir dışavurumudur çoğu zaman; zira evde kalmalarına izin verildiğinde bu bedensel şikayetlerin birkaç saat içinde geçtiği gözlenir. Korku, bazen kendini öfke krizleri, huysuzluk nöbetleri olarak da gösterebilir. Bazı çocukların ise okulun açılma tarihi yaklaştıkça birden aşırı hareketli hale gelmesi ya da tamamen sessizleşip içine kapanması yine bu korkulara bağlı gelişen davranış değişimleridir. Bazı ender durumlarda ise çocuklarda gelişimsel gerileme gözlenebilir; bebek gibi konuşmaya başlama, parmak emme, yatağını ıslatma veya ritmik hareketlerle sallanma, dönme bunlar arasında tanımlanabilir.

Bazen çocukların okula gitmeye direnmesi, belirli korku ve endişeler yaşamasının reel sebepleri de olabilir. Evde hasta bir ebeveynin olması çocuğun evden ve o kişiden ayrılmasını zorlaştırabilir. Ya da yaşanan bir kayıp, bir ayrılık çocuğun güvenlik hissini ve kırılganlığını hassaslaştırmış olacağından çocuk yalnız kalmak, güvendiği ve sevdiği yakınlarından uzak olmakta geçici bir zorlanma yaşayabilir. Yine benzer şekilde, ev ya da okul değişikliği, başka bir şehre veya ülkeye taşınmış olmak gibi yaşamsal faktörler de okulun ilk günlerindeki adaptasyonu zorlaştırabilecek, yavaşlatabilecek etkenlerdendir. Bazense, daha önce o okulda yaşamış olduğu ve zarar gördüğü şiddetli bir olay varsa, çocuk okulu ve okuldakileri kendine bir tehdit ve tehlike olarak algılıyor ve o nedenle belirli spesifik korkular taşıyor olabilir.

Yeniye ve bilinmeze ilişkin soru işaretleri ;

Okulun ilk günü yaklaştıkça çocukların kafasında birçok soru işareti dolaşmaya başlar ;

Okul nasıl bir yer ?
Orada neler yapacağım ?
Okulda ne kadar zaman geçireceğim ?
Öğretmenim kim ?
Sınıfım nerede ?
Nasıl arkadaşlarım olacak ?
Ben okuldayken annem ve babam nerede ve ne yapıyor olacak ?

Ya sınıfımı bulamazsam ...
Ya ismimi unutursam ...
Ya tuvaletim gelirse ...
Ya hata yaparsam ...
Ya hastalanırsam ...
Ya arkadaşlarım bana gülerse ...
Ya arkadaşlarım beni sevmezse ...

Çocukların güvende hissedebilmeleri, kaygı ve heyecanlarını yatıştırabilmeleri ve bu yeni dünyaya daha rahat adapte olabilmeleri için sorularına olabildiğince net, somut ve detaylı cevaplar bulabilmeleri ve onların kaygılarını sakin, güçlü ve olumlu bir biçimde taşıyabilecek istikrarlı anne babaların desteğini hissedebilmeleri gereklidir.

Okul Fobisi ile Baş Etme;

1.     Kayıt için birlikte gidin; çocuğun okulu, sınıfını görmesi, öğretmeniyle tanışması, bazı belirsizlikleri ve soru işaretlerini ortadan kalıracak ve daha güvende hissetmesine yardımcı olacaktır.

2.     Çocuğunuzun duygularını kelimelere dökmesine destek olun; ifade etmesini cesaretlendirin. İlk günler böyle bir heyecan ya da korku yaşıyor olmasının anlaşılır bir şey olduğunu paylaşın ve duygularını normalize edin. Tam olarak neden korktuğunu nelerin onu kaygılandırdığını anlamaya çalışın. Çocuğunuzun yaşına uygun bir dil kullanarak, benzer duyguları hissettiğiniz kendi deneyimlerinizden söz edin; işe başladığınız ilk gününüz ya da yeni bir şehirdeki ilk saatleriniz gibi...

3.     Anne – baba olarak aranızda net bir fikir, tutum ve davranış birliği kurun; limitleriniz ve kurallarınız arkasında istikrarlı ve kararlı bir biçimde durun. “Çocuklar okula gider” gerçeği ikiniz arasında ve çocuk karşısında net olmalı. Ebeveynlerden biri çocuğun okula gitmesi gerektiğini söylerken, diğerinin, bugün karnı ağrıdığı için gitmese de olabileceğini söylemesi, özellikle de okulun ilk günlerinde adaptasyonu ve gelişimi ciddi ölçüde sekteye uğratır.

4.     Çocuğun okula gitmediği günlerde (ki bu çok ender olmalı), evde kaldığı saatleri olabildiğince sıkıcı bir hale getirin.  Evde kalmak, hiçbir zaman okula gitmek durumuna cazip bir alternatif haline gelmemeli. Uzun uzun televizyon seyretmesine, sizin günlük programınıza dahil olup sizinle birlikte gezmesine veya alışveriş yapmasına izin vermeyin. Çocuğun okuldan uzun süre ayrı kalması eğitim hayatı için bir risk oluştururken; her defasında adaptasyonunu da zorlaştırır.

5.     Çocuğun korkuları ve tepkileri karşısında sakin ve kontrollü kalın. Paniklemeyin, endişelenmeyin; unutmayın ki sizin duygularınız ve tepkileriniz çocuklar için bir referans oluşturur. Siz endişelenirseniz veya onun korkuları ve direnci karşısında siz paniklerseniz, çocuk daha fazla panikler, bir kısırdöngü başlar.

6.     Okula bıraktığınızda ve ayrılacağınız anda yine sakin ve olumlu kalın; endişeli bir yüz ifadesiyle veya özür diler, üzülür bir tavırda asla ayrılmayın. Daima gülümseyerek el sallayın, ne zaman döneceğinizi ve onu hangi saatte alacağınızı anlattıktan sonra olumlu bir tonda vedalaşıp arkanızı dönüp ayrılın. Ağlasa bile, tekrar tekrar geri dönmeyin. Okulun ve öğretmenin yönergelerine uyun. Okul çıkışında almaya geldiğinizde veya evde karşıladığınızda gülümseyerek karşılayın.

7.     Okulla ve öğretmenle kontak halinde olun; gözlemleri ve gelişmeleri paylaşın. Öğretmenle işbirliği içinde olmanız, çocuğunuzun okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını benimsemesini kolaylaştıracaktır.

8.     Bu yolda attığı her küçük adımı mutlaka farkedin ve takdir edin; bazen ödüllendirin.